Bursa A4 Psikiyatri Merkezi

Dr. Ünal Yılan – Psikiyatrist

1980 – 1986 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi‘nde tıp eğitimini tamamlamıştır. Uludağ Üniversitesi Psikiyatri Bölümü’nden uzmanlığını almıştır. 2007 yılından itibaren kurucusu olduğu Bursa A4 Psikiyatri Merkezi‘nde klinik psikolog – psikiyatrist işbirliği ilkesiyle hizmet vermektedir. Evli ve iki evlat sahibidir.

Hülya Zanbak – Uzman Klinik Psikolog

1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı‘nda, klinik psikoloji uzmanlığını tamamladı.

1996-2004 yılları arasında Uludağ Üniversitesi (Bursa) Psikiyatri Anabilim Dalı’nda, 2005 yılından itibaren de Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi‘nde olmak üzere meslekte 23 yılını tamamladı.

Aynı zamanda, 2012 yılından bu yana Bursaspor Futbol Kulübü‘nde psikolojik performans danışmanı olarak görev yapmaktadır. 2000-2012 yılları arasında UÜ. SHMYO Sağlık Psikolojisi, Eğitim Fakültesi PDR bölümünde çocuğu tanıma ve değerlendirme, ruh sağlığı ve davranış bozuklukları, klinik psikoloji derslerinde eğitmenlik yapmıştır.

Bursa A4 Psikiyatri Merkezi’nde çalışmaktadır.

Uzman Klinik Psikolog Hülya Zanbak ve Psikiyatri Uzmanı Dr. Ünal Yılan iş birliğinde aşağıdaki hizmetleri sunmaktayız:

Detaylı bilgi için ilgili sayfalara göz atabilirsiniz.

Sıklıkla hekim olan psikiyatristler müracaat eden kişilere hekimlik geleneğinden dolayı hasta ismini kullanmakta, psikologlar danışan kelimesini kullanmayı tercih etmektedir. Hasta kelimesi başlangıçta sert veya ağır anlaşılabileceğinden ürkütücü olabilir. Sorun ve problemlerin şiddetinden bağımsız olarak kişi mevcut durumu ile kendi başa çıkamıyor, kısır döngüye giriyor ve sosyal yaşamı bozulmaya başlıyorsa bu duruma psikiyatride “hastalık” denmektedir. Burada önemli olan koşul kendi başa çıkamıyorsa” şartıdır.

Bazı kişiler ağır sorunları bile yardım almadan çözebilirken, bazıları ise çoğu kişiye hafif ve basit gelecek sorunlarla başa çıkamayabilirler. Uğraş göstermenize rağmen sorunlarla başa çıkamıyor iseniz yardım talep etmeniz gerekir. İster hasta olarak ister danışan olarak.

Psikiyatrik yardım alacağınız meslek grubu psikiyatristler ve psikologlar olmalıdır. Türkiye’de hasta tedavi yetkisi kanunlarla psikiyatri uzmanlarına verilmiştir.

İdeal tedavi; hastanın da beklenti, istek ve arzusuna göre psikiyatrist ve psikoloğun ortak çalışmasıyla olur.

Hastanın yardım almak için arzulu olması ve devamlılığı tedavi sonucunu etkiler.

Psikotik gruptan bazı hastaların tedaviyi reddettikleri görülebilir. Bu tür hastaları tedaviye başlatmak sorundur ve hasta sahibi çaresiz kalmaktadır. Bu gibi durumlarda tüm aile bireyleri devreye girmeli, hastayı ikna ve tedaviye ulaştırma yolundaki tekliflerini yılmadan tekrarlamalı, çabalarını sürdürmelidirler. Tüm bunlara rağmen hasta tedavinin gerekliliğine hâlâ ikna olmuyorsa, bir psikiyatri uzmanına danışmalı ve fikri almalıdır.

Psikiyatrik tedavi, hastanın-danışanın kendi durumunu değerlendirip yardım alması gerektiği fikrine ulaşması sonucu bir psikiyatrist ya da psikoloğa müracaat etmesi ile başlar. Kişinin kafasında çeşitli sorular olabilir: “Psikolog-psikiyatrist nasıl biri? Beni anlayabilecek mi? Benim şikayetlerimi küçümseyecek mi? Ön yargılı mı? Çevremdeki yakın dostlarım ve ailem gibi ahkam kestiğimi düşünüp, beni anlamadığını hissettirecek tavırlar mı gösterecek? Yoksa film ve TV dizilerindeki gibi dinleyip konuşmayacak mı? Tedaviye başladım ama maddi durumum bunu karşılayabilecek mi?” Bir psikiyatrist ya da psikoloğun ilk görüşmedeki amacı, hastayı bu ön sorulardan arındırıp sıcak bir psikoterapik ortam sağlamak olmalıdır. Psikiyatrist ve psikolog ses tonu, jest ve mimikleri ile aktif dinleyici olduğunu hissettirmelidir. Önyargılar olmadan, hastanın sorunlarını daha iyi biçimde anlatmasını sağlayacak dolaylı soruları sormalı, tutum ve davranışı ile “Ben sana yardım edebilirim.” mesajını vermelidir.

  • İyi bir terapötik ortam kurulduktan sonra psikiyatrist ve psikoloğun kafasında şu sorular oluşmalıdır:
  • Semptomlar neler? Hasta hangi şikayetlerde bulunuyor?
  • Danışan yada hasta, mevcut ruh halinde konu ve sorunlarını nasıl algılamaktadır?
  • Danışanın yada hastanın bu şikayetler ve ruh halinden önceki kişilik özellikleri, sorun algılama ve sorunlarla başa çıkma becerisi nasıldır?
  • Bu sorun ve şikayetler, ani stresör faktörlerle tetiklenen geçici semptomlar mıdır yoksa uzun dönemde oluşan konu odaklı olmayan yapıda mıdır?
  • Hasta yada danışan kendisini anlatırken ana sorunlarına hâkim midir yoksa dolaylı yansımalar ve sonuçları mı anlatmaktadır?
  • Aile atmosferi nasıldır? Bu süreçte onları hasta lehine nasıl kullanabilirim?
  • Danışanın bu şikayetleri oluşturabilecek fiziksel (dahili ya da beyinsel) hastalıkları var mıdır?
  • Hasta -danışan beklentisi yalnızca psikoterapi ile iyileşebileceği yönünde midir? Veya psikiyatristin elini güçlendirecek biçimde, ön yargılardan uzak mıdır?
  • İlaç vermem gerekli midir?
  • Kısa süreli ilaç kullanımı ile semptomlarını azaltıp hasta daha iyi iken konunun işlenmesi mümkün mü? Yoksa uzun süreli ilaç kullanımı ile sorun çözme becerisini artırmada genel destek mi olmalıyım?
  • Hasta ne kadar süre içinde kendini daha iyi hissedecek?

Türkiye’deki psikiyatri çalışanları çağdaş tıbbın psikiyatri uygulamalarını hem farmakolojik hem de psikoterapik olarak karşılayacak donanımdadır.

Farklı psikiyatrik ekol ve görüşleri mevcut olsa da ortak hedef hastaya-danışana yararlı ve faydalı olmaktır.

Uygulamada mevcut çalışma koşullarının (fiziksel mekan, maddi durum, hasta yoğunluğu, zaman yetersizliği gibi) uygun olmamasından kaynaklı nedenler iyi psikiyatri hizmeti vermek sorun oluşturmaktadır .

Bazen de hastanın-danışanın mevcut durumu psikoterapik uygulamalara uygun olmayabilir. Veya psikiyatri uzmanının tedavi planı ilaç kullanmayı da içermektedir.

Sık rastlanan psikiyatrik belirtiler kabaca şunlardır:

  • Sıkıntı ve kaygı grubu (anksiyete ağırlıklı belirtiler)
  • Coşku ve depresif duygu grubu belirtiler
  • Psikotik (gerçekten kopma ile giden grup) belirtiler

İlaç kullanımının mantığı, hızlı bir şekilde semptomları hafifletmek ve hastasını, daha iyi bir ruh halinde iken değerlendirip sorunlarını veya bu duruma sebep olan çatışmaları çözmek için zaman kazanmaktır.

Hastanın da doktoruyla uyumlu olması, ona zaman ve hareket kabiliyeti vermesi tedavi sürecini kolaylaştırır. Psikoterapötik yaklaşımlar, bu bütünlüğü sağlama amacındadır.

Psikiyatride 3 ana grup ilaç bulunmaktadır.

Bunlar:

  • Semptom azaltıcı (yardımcı) ilaçlar
  • Hedefte ilerlememizi sağlayan ana ilaçlar
  • Hastalık nüksünü önlemeye yönelik ilaçlar

Adı ve cinsi ne olursa olsun bu ilaçları kullanan hekim zaten ne amaçla hangi dozda verdiğini, hangi yan etkileri yapacağını, ilacın ne kadar süreyle verilmesi gerektiğini bilen, duruma hakim kişilerdir.

Doktorunuz aynı ilacı farklı şikayetleri olan yakınlarınıza da vermiş olabilir ancak bu sizin aynı durumda olduğunuz anlamına gelmemektedir. Diğer yandan; çevrenizden, internette, TV’de ve hatta eczanelerde iyi niyetli ancak kafanızı karıştıracak ve güvensizliğe yol açacak söylemlerle karşılaşmanız mümkündür. Bu gibi durumlarda yapmanız gereken hekiminize güvenmektir.